...:::(¯`·.DERNEKPAZARI.·´¯):::...


 
PortalliPortalli  AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Giriş yapGiriş yap  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  

Paylaş | 
 

 AHLAK

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
kulunçoğlu61
Administrator
Administrator
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 277
Yaş : 30
Nerden : şu an >>>> İSTANBUL
Mesleğim : öğrenci(ist. üniv. iktisat)
İlgi Alanlarım : kitap, sevgi, kemençe, trabzon(spor), bmw,fotoğrafçılık
Kayıt tarihi : 17/12/06

MesajKonu: AHLAK   9/3/2007, 16:58

AHLAK
Arapça "hulk" kelimesinin çoğulu olup "huy ve karakter" anlamına gelen "ahlâk" huylar demektir. Ahlak, her iyi huyu benimsemek ve her kötü huydan sıyrılmaktır. İyilik yapmak ve kötülüklerden sakınmak için uyulması gereken kuralları öğreten bir ilimdir. İnsandaki manevî değerler ve davranışlar topluluğudur. İnsan maddi ve manevî olmak üzere iki ayrı yapının birleşiminden oluşmaktadır. Maddî yapımız beden olarak ortaya çıkarken manevî yapımız ruh olarak belirir. Ruhun eseri huylarımızdır.
İyi olan huylara "Ahlâk-ı hasene=güzel huylar", kötü huylara da "ahlâk-ı seyyie=çirkin huylar" denilmektedir. İnsanın huyları ahlâkın konusunu oluşturduğuna göre mutluluğu da gayesini meydana getirmektedir.
Ahlak, insana iyi huylarla donatmanın ve kötü huylardan kaçınmanın yollarını, doğru inancı, doğru düşünmeyi ve faydalı davranışlarda bulunmayı öğretir.
İslâm'ın Getirdiği Ahlak Anlayışı
İslâm önce imanı, sonra ibadeti emreder. İman eden ve ibadet eden müslümanın da ahlâklı olmasını ister. Sadece iman, hatta sadece imanla ibadet yetmez. İnsan aynı zamanda güzel ahlâk sahibi olmalıdır. Çünkü İslâm'a göre imanla ahlâk arasında sıkı bir ilişki vardır. İyi ahlâklı insanların imanları da sağlamdır.
Kur'an-ı Kerîm'in pek çok âyetlerinde güzel ahlâk tavsiye edilirken, müslümanların kötü ahlâktan da sakınmaları bildirilmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de "şüphesiz sen en büyük ahlâk üzeresin" buyurulan Peygamberimiz (s.a.v.) ahlâk hakkında şöyle söylemektedir:
"Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim "Sizin en hayırlınız ahlâkı en iyi olanınızdır". "Sirke balı nasıl bozarsa kötü ahlâk da ameli öyle bozar" "Allahım, senden sıhhat afiyet ve güzel ahlâk dilerim".
Peygamber Efendimiz, tebliğ ettiği güzel ahlâkı yaşayarak müslümanlara örnek olmuştur.
İslâm'ın getirdiği ahlâk anlayışını Kur'an-ı Kerim'de ve Sevgili Peygamberimizin davranışlarında ve onun yolunda yürüyen ashab ile tarih boyunca bunları takip eden değerli kişilerin hayatlarında görmemiz mümkündür.

Ahlakın Fert Üzerindeki Tesirleri
Ahlaklı kişiler sağlam inançlı ve ibadetlerini en temiz duygularla yapan pırlanta gibi kişiler olurlar. Allah'tan korkanlar da yalan, dedikodu, gıybet, iftira, kibir, haset, fesat, zulüm, öfke gibi kötülüklerden korunurlar. Ahlaklı kişiler doğru, dürüst sabırlı olurlar. Yardımsever olup yoksullara öksüzlere şefkat gösterirler, çalışkan olurlar. Vazifelerini bilirler, din vatan ve milletini severler, bu uğurda her çeşit fedakarlığa katlanmasını bilirler. Temizliğe dikkat ederler, hem bedenleri hem de ruhları, kalpleri tertemiz olur. Hiç kimse hakkında kötü kanaat taşımazlar. Edepli olurlar, kendilerini küçültecek davranışlardan kaçınırlar.

Ahlakın Cemiyet Üzerindeki Tesiri
Ahlaklı toplumlarda birlik ve bütünlük vardır. Haksızlık yapılmaz, herkes vazifesini ve hakkını bilir. Böyle bir toplumun fertleri sorumluluk duygusuna sahiptirler. Aileden başlayarak bütün bir toplumda karşılıklı güven, sevgi ve saygı hâkimdir. Huzur ve manevi bir yüceliş vardır. Böyle bir toplumda halk çalışkandır. Bu durum maddi zenginliği artırır, devlet güçlenir, medeniyet yükselir. Maddî ve manevî bakımdan güçlenen toplum kendisinde düşmanlarına karşı koyacak kuvvet hisseder, millet ve devlet bütünlüğü sağlanır.

ŞEHİD
Ahirette en yüksek rütbe peygamberlikten sonra şehitliktir. Bunun için dünyada bu yüksek mertebeyi kazanmış olan şehidin üzerinde bulunan kul hakkı dışındaki, bütün kusurları ve günahları Allahu Teâlâ tarafından af olunur. Bu şerefli mertebeyi kazanmış olan şehid, yıkanmayarak sırtındaki elbise ve vücudundaki kan bereleriyle gömülür; onun kefeni, sırtındaki elbisedir. Kürk, palto, mest, çizme, hırka gibi şeyler çıkarılarak yalnız diğer elbiseleriyle gömülür.
Şehid; "muharebede öldürülen müslümanlar, asiler, yol kesiciler tarafından öldürülen müslümanlar, evinde hırsızlar tarafından öldürülen veya müslümanlar tarafından zulm olarak öldürülmüş olup bundan dolayı mirascılarına bir mal verilmesi gerekmeyen müslümandır. Şehid; "zulmen ve haksız yere öldürülen Müslümandır." Müslim, baliğ, hayızdan, nifasdan, cünüblükden uzak ve ölüme sebeb olan yarayı aldıktan sonra hayata ait şeylerden faydalanmadan şehid olan kişi, yıkanmayarak elbisesi ile defnedilir. Bu şartlardan biri noksan olursa yıkanır ve kefene sarılır. Eğer harb meydanında yaralanan; harb bittikten sonra tedavi olunmak üzere başka bir yere nakil olunduktan, yeyip-içip, uyuyup, konuşup, alışveriş gibi şeyler yaptıktan sonra veya aklı başında olarak üzerinden bir namaz vakti geçtikten sonra vefat ederse hayata ait birşeyden faydalanmış olur.

AHLAKİ VAZİFELER
İslâmda ahlâka verilen yüksek paye başka bir dinde veya herhangi felsefi bir meslekte katiyyen görülemez. Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)'in "Ben ancak ahlâki faziletleri tamamlamak için gönderildim" buyurması İslâmiyetin ahlaka verdiği önemi göstermektedir. İslâm ahlâkı da, İslâmın diğer hükümleri gibi Kitab ve Sünnete dayanır. İslâmiyetde dini emirlerle ahlâki vazifeler kaynakları itibariyle birdir. Namaz, oruç, hac ve zekat gibi; sıhhatini korumak, ailesine bakmak, memleket ve milletin faydasına ve herkesin iyiliğine çalışmak da İslâmî bir vazifedir. İnsan öldürmek dinde haram olduğu gibi, bir insanın arkasından gıybetini yapmak da haramdır.

Allah'a Karşı Ahlaki Vazifelerimiz
Bizi yaratan Allahu Teâlâ'nın birliğini ve O'ndan başka ibadete layık hiçbir ilah olmadığını, O'nun en yüksek sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan münezzeh bulunduğu tasdik ve itiraf etmek bir vazifedir. Allah'a karşı daima edeb ve terbiyeli bulunmak, "yap" dediklerini yapıp, "yapma" dediklerini yapmamak, sevmediğini sevmemek, sevgisini kalbimize yerleştirmek, Kitab'ının ve peygamberi Muhammed (s.a.v.)'in bildirdiği şekilde yaşamak vazifemizdir.

Peygambere Karşı Ahlaki Vazifemiz
Allahu Teâlâdan sonra en çok hürmet ve ta'zime layık olan Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)'dir. İnsanlığı zulmet ve dalâlet çukurundan çıkaran sapıklıkdan kurtaran, bütün dünyayı ilim, adalet, medeniyet ve fazilet ışıklarıyla aydınlatan, putperestliği kökünden deviren, insanlığın şerefini yükselten, dünya ve ahiret için saadet kapılarını açan Hz.Muhammed (s.a.v.)'dir. Onun bütün hayatı, insanlığın mutluluğu uğrunda çalışmakla geçmiştir.
O'nun bütün cihana peygamber gönderilmiş olduğunu ve Allah tarafından getirip söylediklerinin doğru olduğunu tasdik ve itiraf etmek bir vazifedir. O'na karşı en yüksek bir ta'zim ve hürmet hisleriyle dolu olmamak insanlığın şiarına yakışmaz. O'na hürmet etmek, adını hürmetle anmak, adı anıldığı vakit "Sallallahu aleyhi ve sellem" veya "Aleyhi's-salatü ve's-selam" demek, söylediklerini tereddütsüz kabul etmek, sevgisi ile yaşamak ve ahlakı "Kur'an ahlakı" olan hayatı ahlakımız ve hayatımız yapmak vazifemizdir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.dernekpazari.birligi.com
 
AHLAK
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::(¯`·.DERNEKPAZARI.·´¯):::... :: Genel Bölüm :: Dinimiz & Dini Konular-
Buraya geçin: